Bugün biraz geleceğimizi şekillendirmek adına temelini kendi emeğimizle ördüğümüz ‘amaçlarımız‘ üzerine konuşalım.

Yazı yazmanın en zor kısımlarından biri giriş cümlesidir. Yalın anlatımla yazılacak bir yazı anlaşılır olması amaçlandığı için basit cümlelerin kurbanı olabilir. Bir yazıya yapılacak kötülüğün bir diğeri ön cümleyi metinden ayrıksı yazmaktır. Yazılacak yazı temelde üç kısma ayrılır: giriş, gelişme ve sonuç. Her biri belli sayıda paragraftan oluşur. Giriş kısmının nerede başlayacağı, gelişmenin kaç paragraftan oluşacağı ve sonuç bölümünün konuyu nasıl sonlandıracağı yazarın kanaatine bağlıdır. Belirlenen üç ana kısım yazma işinin giriş yapılacak cümlenin belirlenme aşamasından daha kolaydır. Hayatın her alanında olduğu gibi yazmak eyleminde de ilk adım bir yazarı oldukça zorlar. Kültleşmiş eserlerin sırlarından biri okuyucunun gözbebeklerinde yansıyan cümlelerin, yazar tarafından günlerce, aylarca hatta yıllarca düşünülerek kaleme alınmasıdır. Eseri sanata dönüştüren düşünce süzgecinden yavaş yavaş geçmesidir. Sabırla pişen kelimeler birleşecekleri cümleleri yazarın zihninde özlemle beklerler. Dudaklarımızda hafif kıpırtılara sebep olan cümlelerin ardında, bir sanatkârın uzun soluklu öyküsü yatmaktadır. Ortaya koyulan bir yazının asırlar boyunca önemini yitirmemesi şaheseri yaratanın sabırla onu işlemesinden kaynaklıdır.

Yapacağımız her eylem öncesinde bir başlangıç hareketimiz vardır. Reflekslerimizin bile değişmeyen öncelikli ilk hareketi bulunur. Ulaşmayı arzuladığımız amaçlarımız için de aynı durum geçerlidir. Girizgah kişiden kişiye değişir. Değişiklik karakterlerimizin zenginliğidir. Endişe duyulacak kısım, varacağımız amacın uçucu fikirlerimizle bütünleşmesidir. Bittabi her düşüncemizin kalıcı olmasını bekleyemeyiz. Sevdiğimiz meyvenin mayhoş tadı her zaman anılarımızda yer edinmek mecburiyetinde değildir.

Ancak bir amaç ile mayhoş meyveyi aynı düşünce terazisinde tartmak olacak iş değildir. Amaçlarımız söz gelimi anlamlar içermemelidir. Kayıt altına aldığımız özel şifrelerimiz gibi kaydı tutulması gereken, aynı muktedir özeni göstereceğimiz değerli birer varış noktasıdır.

Düşünmekle kalmayıp yazıya döktüğümüz amaçlarımız; gerçekleşmesi muhtemel kalıtsal yargılara dönüşür. Hayallerimizi güçlendiren onların gerçekliğe yaklaşmasıdır. Gerçeklik ise dilimizle sese dönüşen kelimelerin aynı zamanda kağıda, teknolojinin yakın dostu bilgisayar veri tabanına aktarılmasıdır. Yapacağımız bu eylemler işlerin kolaylaşmasında öncü faaliyetlerdir. Öte yandan ‘kolaylaşması’ ifadeyi anlaşılır kılmak için kullanılmıştır.

Söylenen tavsiyeler amaçlarınıza işlerlik kazandırmak için harekete geçmenizi sağlamaktır. Yaptığınız en ufak hareketlilik sizi hayalini kurduğunuz dünyanızda, bir oksijen daha soluma ihtimalinizi güçlendiriyor.

Amaçlarınızı belirlemeden önce bir amacınız olmasını isteyip istemediğinize karar verin. Evet, doğru okudunuz. Bir amacınız olmasını istiyor musunuz ? Direkt olarak amaç belirleme coşkusuna kapılarak bir hezeyana uğruyoruz. Eğitim hayatımıza başladığımız yeni yetme çağlarımızda zorunluluklar bir ders saati ziliyle baş gösteriyor.

Teneffüs diye adlandırdığımız molalarımızın; kış soğuğunda sıcak çayımızı üşüten aceleci bir rüzgarın çabukluğunda bitmesi, bizi, güzelliklerin hızla sona erdirdiği düşüncesine alıştırmıştı. Aynı düşüncenin bir benzeri zorunluluklarımızdı. İsteklerimizi unutup, bizle alakadar olmayan her manasız şeye anlam biçme zorunluluğu. Sevip sevmediğimizi düşünmeden popüler kültürün filizlendirdiği anlık heveslere ilgi duyma zorunluluğu. Yeteneklerimizin olması gerektiğine olan inançların zihnimizde yer edinmesi gerektiği zorunluluğu. Tüm bunları tekrar gözden geçirdiğimizde, çocukluktan yetişkinliğe varıncaya değin kim olacağımıza kendimizin karar vereceğine inandık. Fakat amaçlarımızın belirlenmesinde dayatılan zorunluluklar gibi bürüneceğimiz karakterin rolleri de birer zaruriyet halini almıştı. Seçtiğimiz ya da seçmediğimiz yollardan yürüdük. İyiliklerin dahi yapılması şart koşuldu. Bugün güzel bir hareketin yapılma nedeni vicdani hesaplaşmadan kaynaklıdır. Amaçlarımızı belirleyebilecek yaştaysak artık isteklerimizin özgürce düşünce dimağımızda dolaşmasına müsaade etmeliyiz.

Her şeyden önce kendinizi bir sorgu odasına çekin ve çekinmeden, aldatmadan sorun: Amacım olmasını, amaçlarımı belirlemeyi istiyor muyum? İnsan elbette amaçsız da yaşayabilir. Yalnızca yiyip, içerek kendisini uykunun mahmur kollarına bırakarak, kimi zaman bir çay fincanında mutluluğu bularak kimi zaman bir kitabın sayfalarında kendini kaybederek de yaşayabilir. Yeni bir güne uyanmak ve günü yaşama kararına varmak da bir amaç değil midir ? Bakın istemsizce de olsa bir amaç belirlediniz ve onu yerine getirdiniz. Kendinizi bir hedef yolunda yürümeye ikna edemiyorsanız bunu yapmak zorunda olmadığınızı kendinize hatırlatın. Düşüncülerinizi özgürleştirmenin yanında isteklerinizi de iradenizle yönetme teşebbüsünde bulunun. Her şeyin daha da kolaylaştığını göreceksiniz. Kolaylaşacak çünkü karmaşık bulduğunuz yaşam serüveni, kendinizi anlamaya başladığınızda, ana temasını daha sona ermeden çözümlediğiniz bir filmin geride bıraktığı akıllı hissetme dürtüsüne sahip olacaksınız.

İlk şansı kendinize tanıyıp karmaşıklıkların düğümünü çözmeye başladıysanız gelin amaçlarınızın olmasını istediğinizi varsayalım. Şu an için kelimelerin ötesine geçemediğimizden, istekli olup olmadığınızı kesinkes bilemem. Aksiyomlar daha hızlı yol almamızı sağlayacaktır. Bu yolda benim ilk varsayımım: “istekli olduğunuzu düşünmek” olacak. Gelelim amaç kavramını irdelemeye. Her sabah uyanıyor ve her akşam diğer günü yaşamak için uykuya dalıyoruz. ‘Her sabah uyanmak’ ile ‘sabah beşte uyanmak’ arasında bir fark var mıdır biraz düşünelim. İki bitmemiş cümlenin farklı olduğunu düşünüyorsanız farklılığın kaynağını sesli olarak ifade etmekten çekinmeyin. Aynı zamanda ‘sabah altıda kalkmak’ ile ‘onda kalkmak’ arasında ne kadar farklılık olabilir ? ‘Sabah altıda kalkmak’ ve ‘sabah altıda kalkıp güzel bir kahvaltı yapmak’ cümlelerinde dikkatinizi çeken şey nedir ?

Kuracağınız cümleleri netleştirmek ve onlara kesin yargılar içeren yüklemler eklemek amaçlarınızı gerçekleştirmenizde doğrusal yönlü bir harita oluşturur.

En iyisi fazla soru yağmuruna tutmadan cevapları verip aklınızdaki soru işaretlerini küçük bir rüzgar demetiyle savuşturalım. Kuracağınız cümleleri netleştirmek ve onlara kesin yargılar içeren yüklemler eklemek amaçlarınızı gerçekleştirmenizde doğrusal yönlü bir harita oluşturur.

Yukarıda yer alan cümlelerin her biri birer amaçtır. Zamanınızın bir birimlik uzağını düşünüp kurguladığınız her şeyin amaç olduğunu ya da amaca giden hedefler olduğunu unutmayın. Şu anın bir sonraki dakikasında içtiğiniz su ağız kuruluğunuzu yok etmek için vücudunuza yaptığınız faydalı bir iyilikti. Amacınız; sağlığınızı daimi koruma isteğiydi. Demek o ki yalnızca uzun yıllar sonrası için tasarladığınız planlar değil bir adım sonrası yaptığınız her şey amacınızı ortaya koyuyor. Bu farkındalık sayesinde gereksiz düşüncelerden arınmanın, faydasız aktivitelere son vermenin ve sizi en iyi şekilde ifade edecek eylemlere yönelmenin vakti geldi de geçiyor bile.

 

Yararının olmadığını düşündüğünüz eylemelere son vermeye başlamak ile onları ilk önce zihninizde yok etmeye başlamak bir nevi aynı şeydir. Temizliğe ya da arınmaya beynimizdeki yığınlıktan başlayalım. Bu sayede isteklerimizin neler olduğunu rahatlıkla keşfedebiliriz. Bugüne kadar öğrendiğimiz her bilgi kullanışlı değildi. Ama çözüm kullanışsız bilgilerden arınmak değildir. Dünyanın düz olmadığının anlaşılmasının ardından şeklinin yuvarlak ve zamanla geoit olduğu bilgisine ulaştık. Bunu günlük hayatımızda kullanmıyoruz. İşlerimizi yürütürken dünyanın eksen eğikliğinin, gezegenlerin çekim kuvvetinin ve galaksilerin çokluğunun bizim gündelik yaşantımızda pek bir yeri yok. Tabi işiniz bizzat astronomiye dayalı değilse. Bu bilgileri uyandığımız saatten günü sonlandırdığımız saate kadar kullanmadığımız için onlara yararsız bilgiler diyemeyiz. Kişisel olarak bu öğretileri kullanmıyor olsak da, keşfedilen bilgilerin ışığında sağlıktan, eğitimden, teknolojiden, teknik bilimlerden fayda sağlıyoruz. İçtiğimiz suyu daha sağlıklı hale getirenden de yine bu bilgilerdir. Kullanışsız olarak görmemiz gereken düşünce yığını, çoğunlukla hayatı anlamlı kılmayan detaylar olacaktır. Bunlar kişiden kişiye değişse de medyatik unsurların, fuzuli hülyaların, değeri düşük sohbetlerin bilinçaltımızda kapladığı hacmi daraltmanın gerekli olduğu su götürmez bir gerçektir.

Temiz bir tefekkür birliğine sahip olduğunuzda amaçlarınızı belirlemek kolay bir hal alacaktır.

Amaç cümlelerinizde kesinlik bildiren yargıların olması gerektiğini unutmayın. Cümlelerinizi hayatınıza, isteklerinize, görüşlerinize, hislerinize ve sizi tanımlayan bir tahayyüle uygun olarak belirleyin. Başka cümlelere benzer olması için çaba harcamayın. Özgün cümleler kurun. Sizi açıklayan, idenizi izaha varırken kolayca anlayacağınız kalıplar olmalı. Ne kadar özgür hissedersek yaşantımızı da anılar albümüne dönüştürürken her sahifenin irademize tabi olduğunu görmekten de kıvanç duyarız. Yaşama arzusunu canlı tutmanın en mukavemet yolu özgür iradenizle inşa ettiğiniz amaçlarınız olacaktır.